Sizden Gelenler

Yorum kısmında paylaşılan mesajlar sayfa yöneticisi tarafından onaylanıp yayınlanacaktır.

Reklamlar

“Sizden Gelenler” için 27 yorum

  1. Fatih hocamdan EE224 dersini almıştım. Derse ilk geldiği anda giydiği botlarla diğer hocalarımızdan farklı olduğunu anlamıştım. O bize sadece elektromanyetik değil hayatı da öğretmişti. Formüllerin çokluğundan dert yandığımız bir derste hiç unutamadığım şu anısını anlatmıştı;
    “Hoca İngilteredeki öğrencilik günlerinde bir gün yabancı bir erkek arkadaşıyla kütüphanede ders çalışıyormuş. Kapıdan içeri elinde kitapları bulunan güzel bir bayan girmiş ve bunlara doğru gülümseyerek yürümeye başlamış. Heyecanla bu iki delikanlı güzel kızı süzerken kız bunlara yaklaşmış ve ilk önce diğer arkadaşına elektromanyetikle ilgili bir formül sormuş. Çocuk üzgün bir şekilde “i don’t know” demiş. Sonra Fatih hocaya dönmüş ” Ya sen!”. Fatih hoca önce mahçup bir şekilde “i don’t know ” sonra da gülümseyerek “but can derive it” diye cevaplamış.
    Ve daha nice güzel anılar bıraktın hocam bize umarım sonsuza kadar güzellikler içinde uyursun.

    Beğen

  2. I am from the graduating class of 1995. He used to make the electromagnetic classes superbly decorative with his wide choice of colorful chalks. And, he never failed to crack a few humorous comments while delivering the lecture. A great human being and a fanatic professor.

    Rest in peace…

    Beğen

  3. Fatih Hoca’yla daha ilk dersimizde onun o güne kadar tanıdığım insanlardan çok farklı ve özel olduğunu ve onu çok seveceğimi anlamıştım. Hatta ablama Fatih Hoca’dan bahsedip “Eğer bir hoca olsaydım tam da onun gibi olmak isterdim.” demiştim.
    Aramızdan ayrıldığını öğrendiğim gün ise hayatımın devamında onu hep sevgiyle hatırlayacağıma emindim. Değer verdiğim, saygı duyduğum insanları “ölümsüz yanım”la sevdiğimi, onları kaybetsem de her zaman güzel anılarını yanımda hissedeceğimi biliyorum. Fatih Hoca da benim için her zaman o insanların başında gelecek.

    (Sevdiğim insanları kaybettikten sonra hissettiklerimi söylemek hep zor olmuştur. Beni yazmam için yüreklendiren Çağatay Hoca’ya teşekkür ediyorum.)

    Beğen

  4. Allah rahmet etsin. Mekanı Cennet olsun İnşallah.
    Haberim olunca çok üzüldüm.

    Beğen

  5. Kendisinden EE224 dersi almıştım. Aldığım dersler arasında anlatılanların aklımda en çok kaldığı derstir. Ve anlatılanların Elektromanyetik Teori ile hiç alakası yok. Hepsi doğrudan hayat ile ilgili.

    Hocanın bilge kişiliğinden hemen herkes bahsetmiş. Ben sadece bize aktardığı bir hikayesini paylaşacağım: danışmanı olduğu bir öğrencisiyle arasında geçen bir konuşma.

    Hatırladığım kadarıyla şu şekildeydi:

    Öğrenci: Hocam ben bırakıyorum okulu, İstanbul’a taşınıyorum.
    Fatih Hoca: Neden taşınıyorsun?
    Öğrenci: Bir kız arkadaşım vardı. Ayrıldık. Burada her şey onu hatırlatıyor. Unutamıyorum. İstanbul’da onsuz, yeni bir hayata başlayacağım.
    Fatih Hoca: Hayatında köklü bir değişiklik yapmak üzeresin ve bu değişikliği yapmanın tek sebebi o. İstanbul’dayken, oraya neden gittiğini her düşündüğünde o gelecek aklına. Bu değişiklik sonucunda yaşadığın her şeyin sorumlusu olarak onu göreceksin. Hayatının merkezine onu koymuş olacaksın. Asıl o zaman unutamayacaksın. Halbuki burada kal. Hayatının normal akışını bozma. Yeni insanlarla güzel şeyler yaşa!

    Ben de o günden beri bu tavsiyeyi etrafımda benzer durumda olan insanlara aktarıyorum ve hocamı anıyorum. Mekanı cennet olsun.

    Liked by 1 kişi

  6. Fatih Hoca’dan EE100 dersini aldim bolume 2006’da ilk geldigimde. Vay anasini, 11 sene olmus. O zaman 17 yasindaydim, simdi 28im. 11 senedir gormedim Fatih Hoca’yi. Ne yalan soyleyeyim, yilar gectikce, hocamla ilgili anilarim yavas yavas siliklesmeye basladi. Bu derste boyle olmustu, su derste soyle demisti diyemem artik. Ama Fatih Hoca’nin benim gibi zamanin comez ve kendini begenmis muhendisine ogrettigi ve hissettirdigi seyleri unutmam hicbir zaman mumkun degil.

    Universiteye kadarki tum egitim hayatim boyunca dersler, sinavlarda iyi not almak benim icin oyun gibi bir seydi. Midterm’den iyi bir not alinca kanima karisan dopaminler hayatimin merkezindeydi. Neyi niye yaptigimin cok da farkinda olmadan Mario gibi bi sonsuzluga dogru ordan oraya ziplayip elmasciklari topluyordum. OSS’den ciktim, hazirlik okumadim, hemen kosusturmanin icine dustum yine soyle bi durup soluklanamadan. Fatih Hoca’yi da tam o aralar tanima imkanim oldu.

    Fatih Hoca, akadamisyen olmanin ogrenciye derste sadece ders anlatmaktan ibaret olmadigini fark etmemi saglayan ilk insandi. Acikladigi neredeyse her soyut gibi gorunen problem, hayatin tam ortasinda hepimiz anlayabilecegi bir konuya baglanirdi bir sekilde. Derslerinden hep hayranlikla ve kafa karisikligiyla cikardim. Ne guzel duyguydu o kafa karisikligi. Eve gidip dusunesim gelirdi bos duvara bakip. UCLA’deki doktora hocam bir keresinde soyle demisti bana: “Birinin bir kavrami iyi anlayip anlamadigini nasil test edersin biliyor musun? O kavrami tamamen baska bir baglama cekerek. Eger bir insan bir konseptten edindigi anlayisi, tamamen baska alakasiz gibi gorunen bir probleme uygulayabilirse, iste o zaman o insan o konuyu gercekten anlamis, icsellestirmis demektir.” Fatih Hocam sadece EE’deki bircok konsepti degil, muzigi, aski, felsefeyi, dogayi ve aslinda hayatin butununu o kadar iyi anlamisti ki. Her sey birbirine bagliydi onun kafasinda. O yuzden de, o dopamin elmaslarini almak icin midterm’den 100 almaya gerek yoktu illa ki. Her yer elmas doluydu. Birini kacirmak, baskasini yakalamak icin firsat olurdu. Birini yakalayamadigin icin ogrendigin sey, baska zaman yarardi isine. Bi sakin olmak gerekti.

    Fatih Hoca, hayata birinci kisi degil de ucuncu kisi bakma ihtimaliyle tanistirdi beni. Mario’ya baktirip guldurttu. Umarim, arti sonsuzda hepimiz onun bilgeligine ve elektronlardan bahsederken bile, bizim gibi “Sinav tam olarak nereye kadar”ci-OSS gencligine hayata bakisini aktarmaya calismasindaki icsel umuda converge edebiliriz.

    Beğen

  7. Fatih Canatan, hayranlık duyduğum bir insandı ve bu hayranlık kendisi hakkında anlatılanları duyduğumda daha da arttı. Ben onu mühendis kimliğinden ziyade, bilge kimliğiyle tanıdım: 1. sınıfta aldığım intro dersinde, kendisini haftada sadece bir kere görmüş olmama rağmen bize söyledikleri benim için çok değerlidir. Şunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim ki, hayatı onun kadar iyi kavrayabilen insanlar çok azdır.

    Söylediklerinden bir örnek vermek istiyorum: Bize bir dersinde, yaşadığımız sıkıntıları, dertleri ve üzüntüleri hatırlamamızı söyledi. Daha sonra, hayatımızda bir “turist” olduğumuzu hayal etmemizi söyledi. “Aslında bu dertler o kadar da büyük değilmiş, değil mi?” Etrafımıza ve hayatımıza bir turist gözüyle bakmamızın bizim için ne kadar anlamlı olabileceğini ondan öğrendim. Diğerleriyle birlikte bu söylediğini de hep hafızamda tutuyorum.

    Biz onun son lisans öğrencileriydik. Vakti daha fazla olsaydı, ondan hayat, müzik ve mühendislik üzerine öğrenebileceğim çok şey vardı. Hayatım hakkında temennilerimden biri, hayatı onun kadar iyi kavrayabilecek bilgeliğe erişebilmektir.

    Aramızdan ayrılsa bile hatıralar onun bilgeliğini yaşatacak.

    Beğen

  8. Merhaba,
    Fatih hocamla Aselsan’da yaklaşık 6 yıl çalışma fırsatım olurdu. Elinden piposunu bırakmaz, devamlı yüksek enerji ile algoritmasını yeniler, benden yeni data ister, onu test ederdi. Algoritma’da problem oldu mu, eminim o gece uyumaz, ertesi gün sabahın erken saatinde gelir ve anladığım kadarı ile gece bulduğu çözümü yazmaya başlardı. Onun sayesinde Aselsan’da Tükiye’de yapılamayan işleri ilk yapma onuruna ulaştık. O ekip tarihe geçti, tabii ki Fatih hocam da… Saygılarımla.

    Beğen

  9. Fatih hocamiz cok kiymetli bir insandi. Hayata bakis acisi, dusunceleri cevrenizde gorebileceginiz cogu insandan, hatta neredeyse herkesten cok farkliydi. Fikir tartismalarinda genel kabullere muhalif olan kisi hep Fatih hoca olurdu. Fatih hocaya bir keresinde “siz bu tartismalarda aslinda taraf olmuyorsunuz, karsi tarafin kendi fikrini nasil savunacagini veya kendi fikrine ne kadar hakim oldugunu test etmek icin karsi tarafta bulunuyorsunuz degil mi?” diye sormustum. Kendisi de yanit olarak “sen beni cabuk tanidin” demisti. Bu diyalogtan sonra sevindigimi hatirliyorum. Kendisi icin fikir tartismalarin, tartismayi kazanmanin kaybetmenin onemi dahi yoktu diye dusunuyorum. Farkli goruslere, fikirlere, dogrulugu veya yanlisligindan bagimsiz olarak deger verebiliyordu. Bunun yapabilen kisi sayisi, yani taraftar olmadan bir fikri savunabilen, tartismayi kazanmayi ego meselesi yapmayan, celiskili fikirleri ayni anda aklinda tasiyabilen kisi sayisi cok az diye dusunuyorum. Zaten kendisi bu yuzden bilge bir kisi olarak aniliyor olsa gerek.

    Benim calismaya basladigim diyebilecegim 2006 yilindan, Fatih hoca emekli olana kadar, yani 2015 yilinin sonuna kadar; Fatih hocanin da icinde bulundugu bir grup hocayla her cuma gunu 3-4 saat kadar toplandik. Ankara’daki “meshur” bir savunma sanayi kurulusuna proje yaptik. Bu projeler esnasindan kendisinden cok seyler ogrendim. Ilk yillarda sigara yasagi daha gelmemisti. Toplantilarda bol miktarda sigara icilirdi. Fatih hoca ise pipo icerdi. Ben kendisinin yanindaki sandalyede o kadar uzun sure oturmusum ki toplanti ile pipoyu beynim birbirine bagdastirmis. Bir keresinde guzel bir kafede otururken pipo kokusu burnuma geldi ve aklima toplanti konularimiz gelmeye basladi. Bu durum tuhafima gitti, okuldan uzakta bir kafede oturup cay icerken, neden radar sisteminin parametrelerini bulma konusu aklima gelsin ki. Megerse hocanin piposu bende sartli refleks olusturmus 🙂

    Tek uzuntum Fatih hocanin ozellikle yeni nesil ogrenciler tarafindan cok da kiymetinin bilinmemis oldugunu dusunmem. Klasik bir tabir olacak ama hocanin gosterdigine degil ama parmagina bakan ogrenciler cogalmisti. Turkiye degismisti, dunya degismisti, nesiller degismisti. Bir probleme kafa yormaktan hoslanan nesiller yerine; bir problemi en kisa surede cozup, mumkunse en kisa surede unutup, bir sonraki probleme hazirlanmaya calisan ogrenciler gelmisti. Dikkati uzun roman okumaya yetmeyen nesiller vardi karsisinda. Yine de Fatih hocanin hicbir zaman ogrencilerden bu paragrafta yazdigim kadar bile sikayet ettigini duymadim. Herkese saygisi olan bilge bir insandi.

    Simdi UCLA’de doktora yapan bir ogrenci, lisans mezuniyetinden yillar sonra bolumumuzu ziyaret ettiginde bana Fatih hocaya cok benzer bir hoca buldugunu soylemisti. Bu sozun olumlu veya olumsuz manada soylenmis olabilecegini ilk basta anlayamadim. Ne demek istiyorsun diye sordugumda, “hayata felsefi olarak bakabilen ama muhendis olan bir hocam var, cok mutluyum” demisti. Yine sevindigimi hatirliyorum.

    Hocamizi anilarimizda yasatacagiz.

    Liked by 1 kişi

  10. Ben 1983 girisliyim. 2. ve 3. sinifta hem hocam hem de advisor’im olmustu. Odasinda Victor PC vardi hic unutmam. Dersleri cok keyifli olurdu, cok iyi bir hocaydi, cok sever ve saygi duyardim.

    Yolu isik olsun, Allah rahmet eylesin…

    Onur Evren

    Beğen

  11. 1. sınıfta EE100 dersi almıştım kendisinden. Dönemin son dersi emekli olacağını öğrenmiştik kendisinden. O zamanlar birinci sınıfın rahatlığıyla “Devam zorunluluğu olmasın da şu derse de gitmeyeyim.” diyerek derslere gitmeme hesabı yapan bir öğrenciydim. İlk ders bitiminde herkes sınıftan çıkarken Fatih Hoca’nın %70 devam zorunluluğu olduğunu söylemesinin ardından “Derse devamlılık için 7 ders mi yoksa 8 ders mi yeter?” gibi tuhaf bir soru sordum. Gülümsedi, “derse devamlı olmak istiyorsan tüm derslere gelmelisin.” dedi. Ne kadar haklı olduğunu bir sonraki sene bölüm dersleri başlayınca anlayacaktım. Artık 3. sınıfım. Bu sene henüz ders kaçırmadım.

    Beğen

  12. Bölümüzün tüm ciddiyeti ve öğrencileri geri kalan herşeyden feragat etmelerini zorlayan yoğunluğu arasında bir nebze de olsa rahat nefes almamızı sağlayan çok değerli bir hocamız. Yılların ders ve sınav yorgunluğuyla bölümde anxiety ve hayal kırıklığı hissetmeye başladığım noktada dersler yerine öğrenciyi merkeze koyan yaklaşımıyla, tüm enerjikliğiyle ve de hayata olan umutlu bakış açısıyla bölümü tekrar sevmemi sağlayan ve enerjimi tekrar toparlamamı sağlayan radikal insan. Derslerimi tekrar toparlayıp mezun olmamamı sağlayan en iyi dost.

    Seni çok özleyeceğiz. Huzur için yat koca yürekli insan.

    Liked by 1 kişi

  13. Öğrenci terminolojisinde “kafa adam” olarak nitelendirilebilecek kıymetli bir hocamızdı. Dersine girenler anlayacaktır.
    Merhuma Allah’tan rahmet, geride kalanlara ise sabır dilerim.

    Beğen

  14. Fatih Canatan hocadan lisans eğitimim boyunca ders almadım. Ama tarzıyla bölümde defalarca dikkatimi çekmişti.
    Bende iz bırakması ise yüksek lisansı bitirdiğimde tezimi imzalattığım zamandı. Fatih Canatan hoca bölüm başkanıydı. Odasına gittim, tezi imzaladıktan sonra “Erkeklere askere gidiyor musun diye sorarım. Sana da evlenecek misin diye sorayım.” dedi. Ben de nişanlıyım evlenirim herhalde diye cevap verdim. Bunun üzerine bana kadın ve erkeklerin evliliğe bakışı arasındaki farkları, olası problemleri, yapmam ve yapmamam gerekenleri içeren bir konuşma yaptı. Örneklerle, ders anlatır gibi net ve sade bir anlatımla. O zamana kadar bölümle ve hocalarla ilgili anılarım derslerden ibaretti. Bu konuşmayı da biraz garipseyerek hoş bir anı olarak aldım. Bugüne kadar da pek çok kişiye aktardım. Zaman içinde Canatan hocanın tespitlerinin ne kadar yerinde olduğunu farkettim. Kurduğu her cümlede haklılığını defalarca yaşayarak anladım.
    Şimdi bakıyorum bu kadar kısa sürede bana evlilik hayatı gibi zor bir konu üzerine ders verebilmişti. Yazılanları okudukça benim gibi pek çok öğrencisinde iz bırakan bir hoca olduğunu anlıyorum. Ruhu şad olsun.

    Beğen

  15. 84 mezunuyum. Konu nasil acilmisti, neyi konusuyorduk da soylemek ihtiyaci duymustu tam hatirlamiyorum. Bir dersinde kendisini en cok etkileyen kisinin, Londra’da Hyde Parkta bir portakal sandigi ustune cikip, etrafina toplanan kalabaliga hayat hakkinda nutuk atan bir evsiz adamin oldugunu soylemisti.
    Allah rahmet eylesin…

    I don’t remember exactly what we were talking about and what reminded him to say but in one of his class, he said he was deeply impressed by a homeless man standing on a box who had given a speech about life to the relaxing people in Hyde park, London.
    May Allah bless his soul…

    Beğen

  16. Ucuncu sinifta EM dersini aliyordum. Dersleri seviyordum ama ilk vizede batirinca dersten cekilmeye karar verdim. Randevu alip Fatih Hoca ile gorusmeye gittim. Durumu anlattim, sinirlarim bu kadarmis, yapamiyorum herhalde dedim.

    Benimle uzun uzun konustu. “Sen mermiyi silaha koymussun, elin de tetikte, bana simdi gelip tetigi cekeyim mi diye soruyorsun,” dedi ve ekledi “Vuracaksan vur, ama once kendine ve hayattan ne bekledigine bak, bir an cik su bedeninden odanin kosesindeki bir kameradan bakar gibi bak kendine ve dunyana. Kararini ona gore ver.”

    Simdi iyi anlatamiyorum, en onemlisi dogru anda dogru sozleri soyledi. Daha dogrusu kendi kendime yanit aramak istiyorsam, dogru sorulari sormami sagladi. Dersini biraksam da, alsam da, fark eder miydi onun icin bilemiyorum; ama o dersten fazlasini bir saatlik bir konusma sirasinda benim icin yapmis oldu.

    Nur icinde yatsin.

    Beğen

  17. Fatih Canatan Hocamızın vefat haberini alınca çok üzüldüm. Işıklar içinde uyuyun Hocam.

    Kendisini hatırlayınca bir tebessüm kaplar yüzümü. Piposunun kokusunu duyar gibi olurum. Kitaplarla dolu masasında otururken ya da sınıfta ders anlatırken gözümde canlanır. Yıllar oldu, hocamızın sözünden çıkamadım, mikrodalga fırın alamadım. Elim her mikrodalga fırına gittiğinde geri çektim.

    Saygıyla anıyorum. Mekanınız cennet olsun Fatih Hocam.

    Beğen

  18. 2011 senesinde 1. sınıfın başlangıcında tanıştım eski danışman hocamla. Okulda tanıştığım ilk hocaydı aynı zamanda. Biraz tedirgindim haliyle, her zaman hocalardan çekinen biri olmuştum. Odasına girdim ve beni bilgisayar masasında piposuna tütün tıkıştırarak karşıladı. Gözlüğünün küçülttüğü gözleriyle, yün beresiyle, beresinin hemen altındaki az sayıdaki beyaz kıvırcık saçlarını bir arada tutan tokasıyla, yeleği ve ütülenmeye üşenilmiş pantolonunun üzerindeki tütün kırıntılarıyla karşıladı beni Canatan hocam ve bana söylediği ilk şey “Sen kimdin?” oldu. Daha sonraki seferlerde de bu soruyu sormaya devam edecekti bana, anladım ki senede 2 kere gördüğü öğrencileri pek aklında tutmuyormuş hocam haklı olarak, gerçi beni ilk defa görmüştü o gün. Sonra bir süre konuştuk, bir nevi “hoşgeldin” konuşmasıydı ama o bildiğimiz klişelerle dolu nasihat nutuklarından değildi. Tam Canatan tarzında bir sohbetti. Mesela hedefler koymak ve onlara ulaşmak için hunharca çalışmaktan hiç bahsetmemişti ama doğru kararlar vermekten, dilammalardan nasıl kurtulabileceğimden, ortalama kasmanın değil de bir şeyleri “by hearth” bilmenin öneminden bahsetmişti bir yandan piposuna tütün koyarken. Daha sonraki bütün danışman onaylarım buna benzer konuşmalarla geçti. Asla yargılamayan, nasihat etmeyen ama fazlasıyla yönlendirici ve ilham verici seanslar… Ortalamam düştü, “acaba nereye converge edecek” dedi, okulu uzattım, “umarım buna değmiştir, senin için kötü bir karar olmayabilir” dedi. O belki farkında değildi belki de tam olarak bende bırakmak istediği etkileri bırakacak kelimeleri kasıtlı olarak seçiyordu, emin değilim ama Canatan bir psikolog gibiydi, hatta biraz da dedem gibi.

    1. sınıftaki intro dersini ondan almayı çok istedim ama denk gelmedi, daha sonrasında EMT’yi ondan aldığımda şanslı hissettim kendimi. Derslere gidip EMT’nin bana tamamen soyut gelen konularının yanında Canatan’ın öğrenciyken kıvırcık saçlı kızla beraber spherical koordinat sistemini cylindirical’a nasıl çevirdiğini, Bailey’s içip kedisiyle dans edişini, yanan paltosunu, bölümde boş bir labda tesadüfen bulduğu tekneyi, her baharda saksağanları izleyişini, dedesiyle tren garında trenleri izlediği ve dedesi öldüğünde de gidip trenleri izlediğinin hikayesini… bunun gibi hayatın içindeki, hayatı sorgulatan ve bir şekilde yola devam etmek gerektiğini içten içe sürekli vurgulayan hikayeleri dinlemek bana boş muhabbetten ziyade hayat dersi gibi geliyordu. Belki de ben çok anlam yüklüyordum, emin değilim.

    Daha Bailey’s alıp Dodurga köyüne ziyarete gidecektim Canatan’ı. Umarım gittiği yetde sevdikleriyle beraberdir. Huzur içinde yatsın.

    Beğen

  19. My first encounter with Professor Canatan was in EE100 orientation classes which at the same time was a first look into the department.
    Professor was a genuine, modest and daring person who had the superpower of relating everything he had lived in the past to situations he was encountering in the present which I believe must be what is perceived as experience and wisdom linked.
    With sincerest sympathy to Professor’s nearest and dearest friends and family, may his great soul rest in peace.

    Beğen

  20. “Hocam meşgulseniz daha sonra geleyim?” dedim, kendisini bilgisayar başında dikkat kesilmiş görünce.

    2011 baharıydı. Gelecek yaz stajı için yurtdışındaki araştırma merkezleriyle iletişime geçiyordum. Onlarca farklı yere gönderdiğim mail’lerin çeyreğinden azına geri dönüş almıştım. Aldığım ilk olumlu geri dönüşde de bana referans olabilecek bir hocamla iletişime geçmek istediklerinden bahsediyorlardı. Nasıl yapsam, nasıl etsem diye düşünüyordum A binasından kantine doğru giderken. O sırada Fatih Hocam’la karşılaştık. Kendisinden EE224 aldığım dönemden diyaloğumuz vardı. “Nasılsın?” diye sordu, “Düşünceliyim Hocam” diyip durumu anlattım. Müsaitsem ertesi gün öğleden sonra yanına uğramamı söyledi daha detaylı konuşmamız için. İçime su serpmişti. Ertesi gün öğleden soluğu odasında almıştım.

    “Yok yok, geç otur sen. Japonyadan bir mesaj almıştım da bir süre önce” diye cevaplamaya başladı sorumu ve meraklı bakışlarım karşısında devam etti “birkaç yakınımla besteleyip çaldığımız tango şarkılarını koyduğumuz bir websitesi vardı. Bizden başka kimsenin, varlığından haberdar olduğuna ihtimal vermezdik. Sitedeki müziklerin silinmiş olduğunu öğrendim japonya’dan gelen bir mesajla. Orada, bizim şarkılarımızla tango yapıyorlarmış. Hem teşekkür ediyor hem de şarkıları yeniden yüklememizi bekliyorlardı.”

    O zamana kadar Fatih Hocam’ın bu müzisyen ve tango tutkunu tarafını bilmiyordum. Ama nedendir bilmem, şaşırmamıştım da. Çok yönlülüğü ve en “düz” diye tabir edilebilecek analitik kavramlara karşı bile sunduğu estetik bakış açısıyla bizi hep etkilemiş, ufkun ötesine açılan pencereler sunmuştu.

    Yukarıda bahsettiği websitesi de buydu yanılmıyorsam: http://bluehawk.arvixe.com/

    Kendisiyle az da olsa zaman geçirebilmiş olmaktır tek tesellim, yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

    Tekrar görüşene dek Fatih Hocam,

    Engin Kılıç

    Beğen

  21. Ben zor bir lisans hayatı geçirdim. Adaptasyon sorunları yaşadım çokça. 2010 mezunuyum. 7 yılı geçen ve uzadıkça uzayan okul hayatım boyunca- okul uzadıkça, kendi hayatlarında başarısızlığı pek de tatmamış bir çok hocam oldu Odtü EE’de.
    Kendi hayatlarında uzun süreli bir başarısızlık tatmadığı için, uzun süreli bir başarısızlığı tam da anlamlandıramayan, anlamlandıramadıkça içime endişe salan hocaların içinde- benim için bir pırlanta gibiydi sevgili canım Fatih Canatan.

    Benim danışman hocamdı. Her dönem başında ders kaydını onaylatmak için, 7 sene boyunca ikişer dönemden, her dönemde bir de add drop haftası desek, yani herhalde 28 defa odasına uğramışımdır. Her odasına uğrayışımda, bu başarısızlık ve mezun olamama hüznü ile karışık ne kadar incinmeye açık olursam olayım, beni muhakkak motive ederek yolculardı. Her defasında bana uzunca bir zaman harcadı. Sodasını yudumlayıp piposunu içerken, bana başarının tek bir ölçütü olamayacağından, dans etmekten, keyiften ve hayatın zenginliğinden, ihtimallerin sınırsızlığından bahsetti durdu. Birgün nasolsa mezun olacağımı, ama beni bekleyen uzun hayatta mutlu olup olmayacağımın bundan bağımsız olduğunu usanmadan anlattı durdu.

    Hakikaten çok orjinal bir kişiliktir Fatih Canatan, canım hocam. Şimdi dediği gibi nasolsa mezun oldum. Ve mutluluğun hayatı zenginleştirmek olduğunu bir nebze daha iyi görebiliyorum. Arkadaşlık ettiğimize inandığım o ders kaydı için gidilen kısa an’ları ise asla unutamıyorum. Vefatını öğrendiğimde içim cız etti. Bir güzel parça daha bu hayattan eksildi. Ne yazık ki güzel şeylerin hızla eksilerek, yerini mekanik bir cehalete terk ettiği bir dönemde, en azından aklımda açık bıraktığı çok güzel bir pencere var.

    Daha şimdiden sizi çok özlüyorum..

    Beğen

  22. ODTU EE’ye baska bir bolumden transfer olmustum. Fizik altyapim hic iyi degildi, bu yuzden elektromanyetik teori en korktugum dersti. Baska sectionda olmama ragmen, donemin ikinci dersini Fatih Hoca’mizdan dinlemeye karar verdim. Bu derste Fatih Hoca, olayi tarihsel gelisiminden alip, EE’nin diger dersleriyle iliskisine kadar bir cok yonuyle inceledi. Gunluk hayattan bolca ornek verdi. O sirada on dokuz yasinda idim; haliyle benim aklimda kalan Poynting vector maksimizasyonunu sahilde guneslenen guzel bir kadinin kollarini gunese tutmasiyla anlatmasi oldu. Dersin sonunda tahtanin solunda Maxwell denklemleri, saginda yapisal baglantilar (constitutive relations) vardi. Bir ders… Bu altyapidir, ufuk acmaktir. Gerisi teknik teferruattir, calisir yaparsin. Su an fizikte doktora yapiyorum, o tahta hep gozumun onundedir. Fatih Hoca’yla daha fazla etkilesim kurma sansim olmadi; ama o efsanevi ders, kendisisinin hayat uzerine kafa yormus, cok yonlu bir insan oldugunu anlamaya yetti. Ruhun sad olsun Hocam, ufuk acan insansin.

    Beğen

  23. Hafızam beni yanıltmıyorsa, Fatih Hocamız 1986 yılında Digital Design 312 dersinin sınav sonuçlarını binary olarak açıklamıştı. Sınav notumuzu öğrenmek için sınav sonucunun yanına yazdığı probleme bu binary’yi input olarak girerek öğrenebilmiştik. Allah rahmet eylesin.

    Liked by 3 people

  24. 80 mezunuyum, biz bölüme geldiğimizde EE’nin yükünü çeken genç hocalardı. Erol Kocaoğlan, Mübeccel Demirekler, Muammer Ermiş, Fatih Canatan ve diğerleri gencecik insanlardı. Profesör ünvanlı hoca çok azdı. Diğer üniversitelerde köhnemiş kürsü sisteminin uygulandığı o yıllarda, ODTÜ EE’yi tercih edilir bir fakülte yapan bu genç insanlardı. Fatih hocaya Tanrı’dan rahmet, ailesine başsağlığı dilerim.

    Beğen

  25. Ders EE100: Introduction to Electrical and Electronics Engineering. Donem: Spring, 2009
    Prof. Canatan derse girer ve siniftaki bir ogrenci ile arasinda su dialog gerceklesir: (C: Canatan, O: Siniftaki Ogrencileri temsilen )
    C: Simdi siz bu dersi niye aliyorsunuz?
    O: Bolumu bitirmek icin zorunlu hocam.
    C: O halde soyle sorayim, bu bolume niye geldiniz?
    O: Muhendis olmak icin hocam. Elektrik Elektronik muhendisi olacagiz.
    C: Peki, muhendis olup ne yapacaksiniz?
    Ogrenciler bir kac farkli cevap verir hic biri Canatan’i tam olarak tatmin etmez. En sonunda bir ogrenci
    O: Dunyayi kurtaracaz hocam.
    C: (Hafif bir gulumseme ile) Siz once kendinizi kurtarin, dunya kendini bir sekilde kurtarir.

    Bu da boyle bir anidir iste.

    Kendisinden bir tek EE100 aldim, ne yalan soyleyim Elektromanyetik dersinde Prof. Canatan’in section’un da olmama ragmen baska hocanin dersine gittim. Dersini nasil isliyor yorum yapamam ama muhabbeti cok tatli bir adamdi. Topragi bol olsun.

    Beğen

  26. In the department, I took the first course (EE100) from him. He was a very charming person. He made me realize, life is not just solving problems for the exam, life, itself is a puzzle, waiting for you to be solved.
    May your great soul rest in peace.

    Beğen

Bir Yorum Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s